Yaşamın Amacı

“Mutluluğu ve başarıyı dış koşullara bağladığımız sürece, hayatı gerçekten yaşayamıyoruz; çünkü ne başarı vardır ne de başarısızlık, sadece deneyim vardır. Yaşamın amacı bir hedefe ulaşmak değil, sıkıldığında yön değiştirip korkmadan yeni deneyimlere açılabilmektir.”

Uzun yıllar yaşam amacımı aradım. Amacımın iyi ve mutlu bir yuva kurmak, iş hayatında başarılı olmak diye düşündüm hep. Başarılı oldum da sayılır.  Kime göre onu da bilmiyorum. Başarılı olmak nedir? O konuda da tek bir doğru yok. Mutlu bir yuva kurdum ve başarılı işler  yaptım sonuçta. İş hayatında her yöntemi denedim. Ancak hep içimde “Hayat bu olmamalı, çalışmak, eve gelmek, sabah tekrar işe gitmek.” Bir süre hayata iş ile odaklandım. Bir süre aile ile odaklandım hayata. Sonuçta şunu anladım. Başarı ve mutluluk hep bir şeylere bağlı ve o şeyler iyi gidiyorsa koşuluna bağlı oldu. Aslında hiçbirimiz başarısız değiliz. Hatta başarısızlık diye birşey yok. Sadece deneyim ve tecrübe kazanmak var. İşi kötü giden biri başarısız olmuyor tam tersi denemiş ve deneyim kazanmış oluyor. Evlenip boşanan biri, evlenmemiş birine göre, veya derin ilişkiler yaşayanlar, yaşamayanlara göre çok daha fazla deneyim ve bilgelik kazanmış oluyor. Hayatı yaşamak da bu değil mi? Sonuç olarak geldiğim noktada başarıyı aramayı bıraktım. Olaylara kötü veya iyi diye bakmak yerine deneyim olarak bakmayı seçtiğinizde bu hayattaki amacınızın yaşamak olduğunu anlıyorsunuz. Sıkılınca bir şeyden ve mutsuz hissedince, oradan alacağınız deneyimi almış olduğunuzu anlamalı ve başka deneyimlere yelken açmalısınız. Bırakmak, vazgeçmek ilk başta zor gelebilir. Hepimiz alışkanlıklarımız ile programlanmış , otomatik hareket eder şekilde yaşıyoruz. Bunu farkettiğiniz ve sıkıldığınız anda korkmadan farklı yollara gidebilmeyi öğrenmek bu işin en zor tarafı. Konfor alanı ve düşünce yapımız buna izin vermiyor. Ben bunu bırakırsam ne yaparım? Nasıl bir hayatım olur? gibi korkular hepimizde var maalesef. Korkmak bu açıdan yaşamaya engel. 

Korku, çok güçlü bir düşünce tarzıdır ve aklınızdan çıkmaz. Bu yüzden neden korkuyorsan seni bulma şansını arttırmış olursun. Örneğin parasız kalmaktan korkarsan maaşlı bir iş ararsın ve belki geçinirsin ama hayatını feda etmiş ve çok zengin olmadan yaşarsın. Hiçbir şeyden korkmamayı öğrenmelisin. Sen çok güçlü ve özelsin bunu unutma  ve gerçekte kim olduğunu ne kadar sınırsız olabileceğini idrak etmeye çalış.  Bunu yaparsan da hiçbir şeyden korkmaya değmeyeceğini anlarsın. Gönüllü yapabileceğin işlere ve yaşam tarzına odaklan. Gönüllü yapılan işler çok güçlüdür. Sabah büyük bir yaşam enerjisi ile uyanır, gece geç saatlere kadar çalışırsın. Gönüllü yaşarsan bu sayede mutlu olacak ve karşına daha çok imkan çıkmaya başlayacak. O zaman çok deneyim kazanacak ve mutlu olacaksın. İyi bir hayat yaşamak ancak bu  şekilde mümkün olacak. Gönüllü yapabileceğin işleri nasıl mı bulursun? Yine hislere odaklanıp neyin mutlu ettiğine bakmalısın. Yol göstericimiz hep sevinç, mutluluk. Bunu aklından çıkarmazsan artık çok daha kolay karar veriyor olacaksın.  Denemelere ufak konular ile başlayabilirsin. Bir anda gidip işini bırak ve kafana göre yaşa demiyorum. Ufak konular ile başla. Seni nelerin mutlu ettiğini keşfet. Mutlu ve gönüllü olduğun seçimler yapmaya başladıkça zaman içinde kapıların nasıl açıldığı seni şaşırtacak ve ustalaşacaksın bu yöntemi uygulamakta. O zaman büyük kararlar kapıda olduğunda çok tereddüt etmeyeceksin. 

Hepimiz  yaşam amacımızı arıyoruz. Sen kendini keşfetmek ve tekamül için buradasın. Bu kısa hayatta amacımız sadece mutlu yaşamak ve deneyim kazanmak olmalı. Bu sayede gelişebiliriz ve ilerleyebiliriz. Aynı noktaya saplanmak ve seni mutlu etmeyen zorla yaptığın şeyler ile bu mümkün değil. Bu kadar basit aslında amacımız. Mutlu yaşamak ve deneyim kazanmak.


Yol Ayrımı

“Bir yol ayrımında ne yapacağını bilmiyorsan, hislerini duyana kadar bekle; doğru karar mutluluk ve sevinç hissiyle kendini belli eder. Aklın veya başkalarının beklentileri değil, seni gerçekten yaşatan yol her zaman ruhunun işaret ettiği yoldur.”

Yol ikiye ayrılıyor ve nereye gideceğini bilmiyorsan hissedene kadar bekle! Karar vermek zorunda değilsin. Seçim yapmak için gideceğin yolda mutlu olacağını hissetmen gerekir. Sana sevinç , mutluluk vermeyen her şeyden kurtulman, geride bırakman gerekir. Yola devam etmeli ve tüm yol ayrımlarında karar vermek için mutluluk ve sevinç aramalısın.

Karar aşamasında hislerini dinlemen bu açıdan çok önemlidir. Hislerin ruhundan gelen ve senin için doğru olanı ifade eden duygulardır. Bu hisleri dinlemeden sadece aklın ile karar verdiğinde belki o an için ya da toplum için, başkaları için doğru olanı yapmış olabilirsin. Ancak sonunda mutlu olamazsın ve kendini tüketmeye başlarsın. İnsanı bitiren ve yaşam enerjisini yok eden şey bu verdiğimiz kararlarda başkasını mutlu edecek şekilde kararlar almamızdır.

Unutma! Nerede mutlu oluyorsan doğru yol orasıdır.


Birini Tanımak

Birini nasıl tanırsınız veya değerlendirirsiniz ?

A Grubu: 

Dış görünüşü

Sahip oldukları (para, ev , araba)

Konuşma şekli (iltifat, kibarlık vs…)

Geçmişte yaptıkları ve yaşadıkları

Sosyal medya profili – popüler olma

Size ne kadar iltifat ettiği veya modunuzu yükselttiği

Size neler verdiği veya ne gibi hediyeler aldığı

B Grubu:

Başkalarına ve tüm canlılara karşı pozitif davranışları

Olaylara karşı sakin ve olumlu yaklaşımı

Hayata karşı pozitif bakış açısı (geçmişe takılmamış)

Geleceğini yaratma potansiyeli (kaygı duymadan)

Yaptığı işe kendini adaması

Eğlenmeyi ve mutlu olmayı bilmesi

Dogmalardan uzak ve öğrenmeye hep açık olması (Sabit fikirli olmaması)

Yanındayken hissettiğiniz enerji ve huzur

Eğer A grubundan seçimler yapıyorsanız  maalesef karşınızdakine değil önce kendinize bakmanız ve neden bunları arıyorum diye sorgulamanız gerekir. Genelde A tarafında ağırlıklı seçim yapanlar ve bunlara önem verenler aynı şekilde bunlara da ihtiyaç duyuyor veya bu konulara takılmış demektir. Zira bizler her ilişkimizde kendimizi tanımaya ve kendimizi gerçekleştirmeye çalışırız. Bu durumda A grubundan ağırlıklı seçim yaparsanız bir kişi sizi kolaylıkla aldatabilir ve yanıltabilir. Çünkü siz onun gerçek kişiliğine değil oluşturduğu dış kimliği görürsünüz ve yüzeysel yaklaşarak kolay aldanır bir hal içindesinizdir. Bir kişi A grubunda olan özellikleri kolayca manipüle edebilir ve size sahte bir kimlik gösterebilir. Ancak B grubundakiler gibi değerlendirip bir kişiyi tanır ve onla bir arkadaşlık veya paylaşım içine girerseniz hislerinize göre seçim yapmış olursunuz ve çok zor yanılırsınız. Karşınızdakinin ruhunu görmeye çalışın.

Maalesef günümüzde herkes A grubundaki gibi dış görünüş ve yüzeysel seçimler yapıyor. Bunun bir sebebi de A grubunda değerlendirme yapmak kolaydır ve birkaç saat içinde birkaç soru ile bunlara cevap alırsınız. Sizi yanıltmak isteyenler de sizin istediğiniz cevapları verebilir veya öyleymiş gibi davranabilir.  Birde bu kestirme karar verme yolu çoğu kişinin kolayına gelir. Birini tanımak kolay değildir. Bunun için çaba sarf etmeniz gerekir. Hem çaba sarf etmeyip böyle hızlı ve yüzeysel değerlendirmeler yapıp hem de beni sürekli abuk subuk insanlar buluyor derseniz o zaman size diyecek pek bir şey bulunmuyor. Kimsenin kimseyi artık tanımaya vakit ayırmadığı, uzun sohbetler yapmadığı ve bir görüşmede kararlar verdiği bir dönemde yaşıyoruz. Zaman belki de çok hızlı akıyor hepimiz için ve kimseyi bu kadar derinden anlamak ve tanımak için uğraşmıyoruz. Bu da yanlış kararlar vermemize ve yüzeysel ilişkiler yaşamamıza sebep oluyor. Sizin karşınızdaki kişide aramanız gereken temel ve içten gelen sevgi duygusu B grubundaki özellikler ile bulunabilir. Unutmayın gerçek sevgi böbürlenmez, ben buradayım diye bağırmaz ancak zor zamanlarda yanınızda olur. Gerçek sevgi karşılık beklemez. Bu yüzden A grubunu aşmış ve B grubundaki iyi özellikleri taşıyanlarda içten dışarıya doğru yayılmaya başlar. Bazen hayata bakış açıları farklı da olsa A ve B grubundaki insanlar bir araya gelir ve fazla sürmez ilişkiler veya sonradan A grubunda yer alan kişi B grubuna geçiş yapabilir. Bu frekans değişimi ile yollar ayrılır. B grubu hepimizin bakış açısını oluşturmalı ve eğer eksikliğimizden dolayı A grubuna takıldıysak oradan kurtulmanın yollarını aramalıyız. Bazen ihtiyaç duyulan bu materyalist kavramlar yaşanmadan anlaşılmaz. Parası olmayan kişi buna takılır ve paranın insanın değeri için önemli olmadığını anlayana kadar para peşinde koşar. Çok zengin ve varlık içinde olan bazı insanların küçük bir zihne sahip olabileceği gibi şu anda maddi olarak çok iyi durumda olmayan bazı kişilerde büyük bir zihne ve potansiyele sahip olabilirler. Ancak eksikliğini duyduğun şeyi aradığın için gözün ondan başkasını görmez. Onları aştığın zaman ise o boşlukta sevgi senden ortaya çıkmaya ve frekansını değiştirmeye başlar. Artık bakış açın değişir ve gerçekten insanların içine bakmaya başlarsın. İşte o zaman hayatın ve eskiden hayatında olanlar değişmeye ve yerine yeni ve senle uyum içinde olan insanlar gelmeye başlar. Arayışın azalmış, kendinle barışmışsındır. Geriye ne kalır? Dünyadaki yaşama katkı sağlamak ve burada geçirdiğin hayatı senin gibi insanlar ile paylaşmak. Ancak arayışta olmadığın için zorlamaz ve sadece karşılaştığın insanlara bakarsın. Artık o kadar kolay tanırsın ki onları. Eskiden sende onlar gibiydin. İnsan hala içinde taşır o özelliklerini ve bu yüzden kolay tanır onları. Zaten kendinde olmayan özellikleri karşındakinde de tanıyamazsın değil mi? O özelliklerin sende de olması onlara çok önem vereceğin anlamına gelmez. Sadece onları aşmışsındır. Hepimiz bu aşamadan geçeriz veya tekamül için geçmek zorundayız. Ne kadar çabuk farkına varır ve anlarsanız o kadar hızlı gelişim gösterirsiniz ve hayatınız anlam kazanmaya başlar. Düşünmeden, emek vermeden, bazı konuları çözmeden bu hayatı boşa geçirmek çok kolaydır. Zor olan aynı bir insanı tanımak için çaba sarf etmek gerektiği gibi kendini de tanımak için çaba sarf etmektir. Oysa her şey kendini tanıma ve anlama ile başlar. Neleri başkalarında aradığına ve önem verdiğine tekrar bak onlar senin ihtiyaç duydukların ve aşman gerekenler olabilir mi? Kendine dürüst ol. Aşağıda benim yaptığım gibi çıkarımlar yapabilirsin.

Örneğin ben bazen yalnız kalmaktan hoşlanmadığım için A grubundaki insanlar ile birlikte oluyordum. Bu bana bir şey katmadığı gibi geriye götürüyordu ve zaman kaybettiriyordu. Biraz düşündüğümde kendime verdiğim değerin tam olmadığını ve üretkenliğimin azaldığını gördüm. Bu zaman kaybı yerine kendimi, faydalı olabileceğim ve üretbileceğim, sürekli geliştirebileceğim işlere adadım. Artık tamamen B grubuna göre değerlendiriyor ve hiç kimse bile olmasa sonsuza dek tek başıma kalmayı göze alıyorum. Seni anlamayan ve gerçeği görmeyen kişiler ile birlikte olmaktansa hiç olmamak inanın daha iyidir. Siz ilerledikçe B grubunda olan daha az kişi ile karşılaşırsınız. Ancak bu yalnızlık eğer doğru yoldaysanız ve gerçekte yalnız olmadığınızı biliyorsanız sorun etmemeniz gereken bir konudur. Sizin gibiler olduğuna güvenin. B grubunda olan ve bunları anlayan 1 kişi  A grubundaki 1000 lerce kişiden iyidir. Bu kişileri sonsuza dek beklemenize değer. Onlar sizi veya siz onları bulacaksınız. Onlar geldiğinde yanınızda A grubundan insanlar olsun istemezsiniz emin olun 😉 Yeniye yer açmak için eskiyi bırakmanız gerekir. Eski enerjinizi aştıysanız ona artık geri dönmeyin. Eski enerji ile tüm bağınızı koparın.

Sevgiyle.


Hata yapmak

Bizler öğrenmek ve deneyim için buradayız. Bazı şeyleri içten gelen şekilde ve emin olarak doğru kabul ediyoruz ve bunlar bizim gerçeğimiz oluyor. Bazı konularda da ne kadar bize söylense de hata yaparak doğruyu buluyoruz. Hata yapmak insan olmanın bir parçası. Hepimiz mutluluğun ve gerçeğin peşinde koşan ruhsal varlıklarız. Doğruyu hata yaparak bulmamızın aslında bir sebebi var. Doğrunun kendini açık etmemesi. Açıkça bu doğru dediğimiz konular belki de ruhumuzu çok eskiden deneyimlediği ve bildiği ve gerçek kabul ettikleri. Sürekli üstüne giderek hata yaptığımız konularda ısrarla öğrenmemiz ve aşmamız gereken konular. Bu yüzden belki de aynı hataları tekrar tekrar yapıyor ve anlamaya çalışıyoruz. O hatayı yapmaya doğru istemeden sürükleniyoruz. Aslında her ilişkide, olayda yaşanan kötü tecrübeler bizim kendimizi tanıyıp doğruyu bulabilmemiz için. 

Başkalarının doğru dediği konular maalesef işimize yaramıyor. Kendimiz deneyimleyip öğrenmemiz ve ruhumuza kazınması gerekiyor. Bazı insanların yaptıkları size saçma geliyor ve nasıl bunu yapar göremez diyorsunuz. Bazıları da size aynısını diyor. Aslında hep öğrenilmiş ve deneyimlenmiş ve kişiye özgü doğrular var herkeste. Evet evrensel kurallar ve doğrular var gibi gelebilir sizlere ancak olay böyle değil. Çünkü gerçeği bulmak kolay değil ve bazen evrensel kötü ve yanlış görünen şeyler de yapılarak o kişi tarafından anlaşılması gerekiyor. Aksi takdirde öğrenilmiş bilgi olarak kalıyor ve ruhun deneyime ihtiyacı var ise mutlaka o öğrenilmiş bilginin aksine o hatalar yapılıyor.  

Doğru kendini açık şekilde göstermez ve kendini hemen belli etmez. Bu yüzden hata yaptığınızda çok da kendinizi yıpratmayın. Bundan ne öğreniyorum diye bakarsanız her şeye bu hataları da daha kolay geride bırakabilirsiniz. Öğrendiniz mi? Yoksa tekrar yapacaksınız. Ta ki ruhunuza kazınana kadar. Neyin değerli ve doğru olduğunu bir kez tam idrak ettiğinizde artık o konuda hata yapmayacaksınız ve geride bırakacaksınız. Bir sonraki hatanız ise çok yakında kapınızda emin olun. Başka bir öğrenim süreci ve bu böyle sürüp gidecek. 

Hepimiz gerçeğin ve doğrunun peşindeyiz ve maalesef bu hataları yaparak bulmaya çalışıyoruz. Çok azımız iç sesini, hislerini dinlemeyi becerebiliyor. Hepimiz dışarıda olan mutluluğun peşinde koşuyoruz ve genelde hatalar ve öğrenim bunla akalı oluyor. Yaşadığınız en büyük sıkıntıları ve hataları düşünün lütfen. Hep mutluluğu bir kişide veya bir nesnede aradığımızdan hata da yapıyoruz ki öğrenelim. Aslında anlamamız ve öğrenmemiz gereken her gerçeğin ve mutluluğun içimizde ve kendimizde olduğu. Arayışı oraya yöneltirseniz inanın daha hızlı yol alacaksınız. Ancak yöneltmezseniz de birgün hatalardan bıktığınızda veya kötü bir olay yaşadığınızda anlamanız hızlanacak ve içe yönelmenin zamanı gelecek. O zaman gelene kadar hata yapmaya deva edeceksiniz. Sonuçta öğreneceğiz ve içe yönelerek gerçeği bulacağız. Hata yapmak bu yüzden önemli. Gerçeği bulmak için. 

Bu yüzden başkalarının da kendinizin de içe yönelene kadar hata yapmasına çok şaşırmayın. Hatta arkadaşlarınızın, eşinizin, dostunuzun, çocuklarınızın bu hataları yapmasını engelleyemeyebilirsiniz. Bazen hata yapmasına izin vermek, görmesi ve anlaması için gerekli ve bu yüzden de onu serbest bırakın. Bunu yapmak zorunda ki  ruhu o konuyu anlayana kadar hata yapmaya sürüklenecek bunu hatırlayın. Artık insanların yaptığı hatalar ile değil kendiniz ile ilgilenin. Ne kadar hatadan sonra öğrenir ve anlarsanız o kadar çabuk başka konuya geçersiniz. Kendinizin doğrularını ve gerçeğini bulmaya çalışın. Herkes kendi ile ilgilense ve kimseye karışmasa ne kadar güzel olur bir düşünün. Kendimize karışılmasını ve eleştirilmeyi bu yüzden sevmeyiz. Biz bazen iç sesimiz bu yanlış dese de o yanlışı yaparız. Hep anlamak ve ruhumuza tam kazınması için. Kimseyi de bu yüzden saçma hatalar yapıyor diye eleştirmeyin. Kendi hatalarınızı sürekli gözlemleyin. Bundan ne öğreniyorum. Arayışın mutluluk ve bu mutluluğun dışarıdan gelmesini beklediğiniz için bu hataları yaptığınızı veya üzüldüğünüzü er yada geç anlayacaksınız ve o zaman sizin için yeni bir dönem başlayacak. 

Sevgiyle.


Önce kendin

Önce kendin için yaşa,

Sonra başkası için ölürsün.

Önce kendini sev,

Sonra başkasını seversin.

Kendin olmazsa önceliğin,

Başkası olursun, farketmezsin.

Öncelik kendin olmazsa,

Ölürsün, yaşadığını zannedersin.

Bencillik gibi gelsede her şeyden önce kendin ile ilgilenmeli ve kendini düşünmelisin. Sen iyi, mutlu ve güçlü olursan etrafına faydan olabilir. Gerçek bir hayat yaşamış olursun ve etrafına gerçekten sevgi, fayda bu şekilde verebilirsin. Kendi olamayan insanlar mutsuz ve sağlıksız olur ve etrafına da verebileceği şey mutsuzluk olur. Bırakın yaşayan ölü olmayı, yaşayan zararlı ölüler haline gelirler. Ölüler normalde kimseye zarar vermez ama kendi olamayan yaşayan ölüler her şeyden çok zarar verebilir kendine ve etrafına. Bu yüzden her şeye önce kendin olmaya çalışarak başla. Önce kendine dürüst ol. Ne yaşamak ve ne yapmak istediğine odaklan. Ruhunun ihtiyacı olan ne? Bunu gerçekleştirmek için buradasın unutma. En iyi potansiyelin sen kendine dürüst olduğunda ve kendin olduğunda ortaya çıkacak. Her şeyi yazarak ve ne istediğine odaklanarak başlayabilir, kendini gerçekleştirebilir ve en iyi seni oluşturabilirsin. Kimse sana engel olamaz. Sen yeter ki karar ver ve başla. 

Bu konuda “Kendini Sevmek” yazımı da okuyabilirsin.


Yalnız kalmak

Bazen sıkılmak, monotonluk, yalnızlık iyidir. Böyle anlarda kendinize döner ve düşünürsünüz. Kendinizi bulmanız, yaratıcılığınızı ortaya çıkarmak için böyle zamanları kötü değildir. Böyle zamanları kendinizle başbaşa kalmak için bir fırsat olarak görün! Yalnız kalmaktan artık endişe etmeyin. Kendinizi, iç sesinizi dinleyin. Ne yapmak istediğinizi düşünün. Düşüncelerinizi, duygularınızı yazın. Kendinizi daha iyi tanımaya ve anlamaya vakit ayırın. 

Çoğumuz nedense kendimizden kaçıyoruz ve yalnız kalmak istemiyoruz. Yalnız olduğumuzda mutsuz oluyor ve kötü hissediyoruz. Gelişim için, üretmek için, keşif için, böyle zamanların tam da aradığınız anlar olduğunu anladığınızda, o zaman bu zamanları bir fırsat olarak görmeye başlayacaksınız.

Sadece yanınızda birileri olsun diye anlaşamadığınız ve sizinle aynı frekansta olmayan insanlar ile görüşmeyin. Doğru insanlar, size zamanı geldiğinde gelecektir. Siz kendinize odaklanır, kendinizi geliştirmeye devam ederseniz, bir süre sonra zaten kendiniz ile vakit geçirmeye alışacak ve en iyi dostunuzun, arkadaşınızın kendiniz olduğunu göreceksiniz. 

En iyi arkadaşınıza nasıl davranıyorsanız kendinize de öyle davranın. Yalnız kaldığınız anlarda kişisel gelişiminize vakit ayırarak kendinizin en iyi halini ortaya çıkarmaya çalışın.

Fiziksel ve ruhsal gelişiminiz için bunları mutlaka yapmaya çalışın. Bunları da ne kadar kendiniz ile baş başa kalırsanız o kadar çok yapabilirsiniz.

Kişisel gelişim kitapları okumak,

Her türlü konuda kitaplar okumak,

Yoga, fitness veya diğer sevdiğiniz bir sporu yapmak,

Beslenmenizi yeniden en iyi şekilde düzenlemek,

Meditasyon yapmak,

Kendinize ufak hediyeler almak,

Kendinize iyi davranmak,

Aynaya her baktığınızda sevgi ile bakmak ve sevgi sözleri söylemek.

Minnettar olmak ve sahip olduklarınız için şükretmek.

Unutmayın, siz değişirseniz, dünyanız da değişir. Siz daha iyi oldukça, etrafınız da daha iyi hale gelecektir. Sevgi ve sevinç insanın içinden başlayıp dışarı yayılır. Dışarıdan size gelmesini beklemeyin. Siz kendi içinizde bunları yarattıkça, etrafınızdaki sevgi, mutluluk ve güzellikler artmaya başlayacak ve sağlık, bolluk, bereket de bunları izleyecektir. Kendinizi sevmek, kendiniz ile ilgilenmek, yapabileceğiniz en güzel şeylerden biridir. Özellikle de minnettar olmak, çok fazla bolluk ve bereket enerjisini ortaya çıkarır. Yaydığınız bu enerji ve frekans ile daha fazla bolluk ve bereketi kendinize çekersiniz.

Sakın yalnız kaldığınız için karamsar bir hale bürünmeyin. Bu en kötü şeydir. Karamsarlık, mutsuzluk gibi düşük enerjiler bu tip durumların da devam etmesini sağlar. Kendinize odaklanıp, kendinize iyi baktıkça ve mutlu olabilmeyi öğrendikçe, etrafınızın da size göre şekillendiğini göreceksiniz. 

Işık ve sevgiyle.


Zaman illüzyonu

Zaman bir illüzyondur ve siz zamanı kabul ettiğinizde gelecek için yaşamaya ve anı kaybetmeye başlarsınız. Sizi zamanı bilmediğiniz ve ışık almayan bir odaya koysalar ne zaman uykunuz gelse o zaman uyur ve ne zaman acıksanız o zaman yemek yerdiniz. Zaman insanlar tarafından bir düzen için belirlenmiş ve aslında gerçekte olmayan bir şeydir. Sadece şu an vardır. Geçmiş bitmiş ve gelecek yaşanmamış olduğundan sadece şu an vardır. Oysa zaman sayesinde biz bir şeyleri bekleriz ve sürekli programlanırız. Yaşlanmayı bekler hale geliriz bir süre sonra ve yaşlanırız. Gelecek için endişe eder ve yaşlanırız. Geçmiş için üzülür ve hastalanırız. Geçmişte yaşanan her şey sadece şu anki sizi oluşturmuştur ve artık yoktur. Şu anki siz en iyi halinizdir. Sadece siz değil şu anda bulunan her şey en iyi halindedir. Güneşin, ayın, denizin, dağların bir zamanı var mı bir düşünün. Her şey aslında evrende bir döngü ve değişim halindedir. 

Zamansız olun! Zamansız olmak gün içinde verdiğiniz randevular ya da işinizi aksatmak değil elbette. Katı ve uzun vadeli planlar yapmamak. Zamanı dayalı olan belli kalıpların içine girmemek. Biraz anı yaşayabilmekten bahsediyorum.

Zamansız olduğunuzda ve anı yaşadığınızda yaşlanmayı yavaşlatmak ve hatta durdurmak elinizde. Takvimleri bir kenara bırakın ve artık gelecek ay, yıl şunu yapacağım hedefleri koymayın. Hedefler gerçekleşmediğinde bunu başarızlık olarak adlandırır ve kendinizi yıpratırsınız. Başarısızlık diye bir şey yoktur sadece deneyim ve gelişim vardır. Program yapmak kötü değil elbette ama bunlar katı programlar, hatta takıntılı hedefler olmasın. Biraz akışa bırakın kendinizi. Zaten en büyük hayal kırıklığı ve üzüntülerimiz koyduğumuz katı hedeflerin, beklentilerin gerçekleşmemesinden kaynaklanmıyor mu? Bir beklenti içinde olmamaya ve olanı kabul etmeye çalışın. Herkesi ve her şeyi de doğasını gerçekleştirdiği için kabul edin. Siz nasıl iyi ve kötü şeyler yaparak bu ana geldiyseniz başkaları da aynı şekilde yaparak gelişim göstereceklerdir. Yargılamadan olana izin verin.

Sabırlı olun! Sabırlı olmak bir şey için beklemek değil istekleriniz konusunda zamansız olmaktır. Sabırla güzel deneyimler yaşamayı ve daha çok mutlu ve sağlıklı olmayı dileyin. Herşeyden önce de kendinizi severek işe başlayın. Her şeyin başladığı nokta burası. Önce kendinizi sevin ve iyileştirin sonra anı yaşayarak mutlu ve sevinç içinde olun. Göreceksiniz bu sayede zaman illüzyonundan kurtulacak ve hızla değişeceksiniz.